3/1/2009 - Dudağımdaki Gelincikler

Dudağımdaki Gelincikler Bir yanım gül bir yanım uçurum ıssız bir ada kıyısı gözlerim ellerim kırık bir dal sızısı gelinciklerden ödünç aldığım bütün sevinçler kaybolup gitti bir trenin sesinde duman duman uzayan raylarda rehin kaldı bakışım gazel düşmüş yapraklar gibi kalbim solgun bir güz bahçesi şimdi şimdi ben ömrümü hangi seherlere bırakıp giderim sen yoksan Gün olur anılarda ararım belki solmuş çiçeklerde, incecik gülücüklerde öksüz çocuklar gibi bükerim boynumu gün olur yağmur olur dökülürüm kaldırımlara belki hüzünlenirim dumanlı bir dağ gibi kimbilir Ah! şimdi sen nerden bileceksinki her giden trenin ömrümden bir şeyler alıp gittiğini dönmeyen bir yolcu beklediğimi her istasyonda kayıp sevdaların yurdu olduğunu yüreğimin acıyıp durduğunu bu yüzden kanayıp durduğunu bir ömür Ah! şimdi sen nerden bileceksinki ruhumun zindanlarda soluduğunu zifir bir gecenin uğultusu olduğunu ömrümün gamdan dağlar kurduğumu her akşam kısılmış sevdaların sesinde unutulduğumu yaşlandığını dudağımdaki bütün imgelerin ve hiç bir aşk şiirinin kabul etmediğini beni Ah! şimdi sen nerden bileceksinki kalbinin orta yerinden ihanet kurşunları yemiş bir tarihi taşıdığımı içimde ihanetlerin kol gezdiği sokaklarda sevdiğim bütün notaların vurulduğunu yuşa tepesindeki derviş gibi, her gece bir başka acıyla inlediğimi ıssız bir kıyıda gözlerimin üşüdüğünü sensiz alıp bağrıma bastığımı yalnızlığımı her gece Ben ki, hüzün ve ah kokulu bir günah hayatın bilge ve kırılgan yanı gözleri öksüz çocuğu bu dünyanın bütün kapılar kapalı yüzüme bütün imgelerden kovgunum yok gideceğim hiç bir yer güvendiğim bütün dağlara kar yağdı .../ Sen en sevdiğim serçe kuşusun en sevdiğim dağ kırlangıcı al götür buralardan uzaklara sesimi rüzgarlara götür, dağlara, bulutlara baharlara götür kırılgan yanımı gülüşünü ver bana gülüşüm olsun üşümesin dudağımdaki gelincikler Nuri CAN
|